Ben bu şehri...
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
<b>Ben bu şehri seninle sevdim.
Bu şehre senin için döndüm.</b>
Annemin yem vermesini bekleyen kumru seslerine uyanıyordum. Gecenin faslı nasıl bülbüle aitse, sabahın şarkısı kumruların olmalıydı. Sabah ezanına saygıdan uyanışlarının ardımdan doğan yeni umut dolu bir güne çağrıdaydı bize dair. Sabahın serin, ıslak, loş gölgelerindeki titreyişe davetti. Sabahın bereketine dua bırakan bir şarkıydı. Arka bahçeye bakan odamın penceresinden ısınan tabiata rağmen sensizliğe üşüyen yürek boşluğundan bakıyordum. O an fark ettim şeftali ağacının nasıl, pembe, ama nasıl can alıcı pembe çiçeklerle donandığını. Babamı hatırladım. Yeni bitmişti Esenlik sokaktaki ev bizim evimizdi. Kiradan kurtulmuştuk. Sadece bir odası, salonu ve mutfağı oturulacak hale getire bilinmişti. Borç, harç. Ama bizimdi. Taşındığımız ilk pazartesi günü, babam elinde bir fidanla gelmişti. Beraber dikmiştik. Sulama görevi vermişti bana. Beraber büyümüştük şeftali fidanıyla. İlk meyvelerini verdiği yılki sevincimi anlatamam. Kıpkırmızı, iri ve sulu… Her sabah tek tek yoklar, en olgunlarından koparırdım. Dört kardeş pay ederdik bir şeftaliyi.

<b>Ben bu şehri seninle sevdim.
Bu şehre senin için döndüm.</b>
Oysa bu şehirde, senden önce yaşadığım, ban ait o kadar çok anı vardı ki. Ne büyük acılar, ne büyük mutluluklar, ne büyük umutlar yaşadım. Akıp giden zamanın ilk gençlik melankolikliklerin ortasına düşmüştüm birden bire.  Farklıydın güzeldin ulaşılmazdın. Uzun simsiyah dalgalı saçların, kömür karası gözlerin, güzelliğini koymuştum adını ‘kara kız’ her fısıldadığında tenim ürperiyor, yüreğim titriyordu. Adın bu şehirde sen vardın. Yaşadığım her şeyin önüne geçmiştim. Önüne dizilmiş çiçek kokuları, fesleğenler, begonyalar, akşamsefaları senin kokun olmuştu. Beyaza bezenmiş kiraz, erik çiçeklerinin bile kımıldıyordu senin adını söyleyince ‘Kara kız’!. Fabrika sireni adınla ötüyordu. Sokaklardaki ayak sesleri, vitrindeki albeni, Menderes Parkındaki buğusu üzerindeki kokusu. Bütün bir şehirdeki her yürek kıpırtısı sanki kara kız diyordu.
<b>Ben bu şehri seninle sevdim
Bu şehre senin için döndüm</b>
Sen aklıma düşünce, Çan dar geliyordu. Hırsımı sokakları aşındırmaktan bıkmayan ayaklarımdan alıyordum. Ayak seslerinin yalnızlığında sana şarkılar besteliyordum. Çınarlar, ıhlamurlar, akasyalar, Akçaağaçlar fısıldıyorum şarkını, tomurcuklar kendiliğinden patlıyordu, her tomurcuk ‘Kara Kız’ kokuyordu. Ilıca caddesi düşler sokağı gibi çekiyordu. Beni koynuna. Peşinden yürür gibi ağır adımlarla kurtuluş parkı, ılıca önü köprü yorgun uykuların derin düşleri ile sarmaş dolaştı. Sis yavaş yavaş telsim alıyordu şehri. Bir sevdamız ayaktaydı. Herkes derin uykularda soluyordu. Düşlerini siyah beyaz filmler gibi çoğalıyor sabaha unutuyordu. Ben ayaktayım. Senin düşlerinden sıyrılıp mahmur gözlerle ellerin koynunda, pencerenin perdelerini aralamanı bekliyordum. Bu şehirdeydin bana yakındın seni koklar gibi ‘Sisler Şehrinin’ geceye teslim olmuş sokaklarına vuruyordum kendimi 
Ben bu şehri seninle sevdim.
Bu şehre senin için döndüm.
Bu şehri, bu şehirdeki her şeyi aşkınla yeniden tanıdım.
Geceye fısıldıyorum ‘Kara kız’ senden başka kimseler duymuyor.
<b>‘Seni seviyorum’</b>
Şehri senin aşkınla donatıyorum.    


<b>Ben bu şehri seninle sevdim
Bu, şehre senin için döndüm</b>
Bir gece yarısıydı. Sisler aylındaydı şehir. Ilıcanın önünde inmiştim otobüsten. Kıştı. Hafif bir yağmur çiseliyordu. Küçük valizimi yere bırakıp, duvarın üzerine oturmuştum. Bir sigara yaktım. Artık çektiğim tüm acılara, kırgınlıkla küskünlükle rağmen sana kavuşmak, seninle hayatı ve geleceği yeniden tanımak için dönmüştüm. Sen geçmişimde barışın tek sebebiydin. Hayatın savurgan akışında beni tekrar kendi toprağıma düşüren bir tohum gibi çeken tek sebep; seninle var olduğum bu şehirde kök salmak için dönmüştüm. Sana dönmüştüm. Ama beni bu şehir kucaklamıştı. Bağrına basmıştı. Sana geri döndüğümde mi, şehrimde barıştığıma mı ağlıyordum, bilmiyordum.
Ardımda bana ait bir geçmiş önümde seninle şekillenecek gelecek vardı. Şükürden başka ne isteyebilirim Tanrı’dan.
Ilıca olduğu gibi ardımdaydı. Çan‘ ın ilk parkı köyden gelen bir çocuğun göre bileceği bir havuz. Yirmi beş kuruşa bir gazoz ve bana köyümüzün özgürlüğünü hatırlayan yemyeşil ağaçların çimenlerin huzuru…
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
-Çakmak kibritten önce bulunmuştur. -Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter. -Bilardo topu, sıkıştırılmış kağıttan yapılır.

Bunları Biliyor Muydunuz? 4
Dolma iç için kullanacağınız pirincinizi mutlaka ılık suda bekletip yumuşatın ve nişastasından arındırmak için birkaç defa sudan geçirin. Böylece içinin sert kalmasını önlersiniz. Dolmamızın daha lezzetli olması için sızma zeytinyağı kullanın.

Dolma - Sarma Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları