Şiirler
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
<b>YAĞMUR</b>

Bu akşam yine dört duvar yalnızlık
Ve yağmur hala perdelerin ardında
Karanlığa bürünmüş ezgileri ile
Hatıraları okşarcasına kıpır kıpır
Islanmaya çağırıyor

Terkedilmiş bir yolun sessizliğini sahiplenirken
Yağmur ve gece gibi
Anlamını bulacak dudaklarımız
Adamakıllı ıslanacağız deliler gibi
Peşimizde yağmur
Ellerimizde yeniden kurulan dünyanın sıcaklığı

Bu akşam yine dört duvar yalnızlık
Tam ıslanma vaktidir utanmasız
Ellerini ver
Yeni pencereler açalım yağmura
Heyecanlarımız rüzgar olsun

Bu akşam yine dört duvar yalnızlık
Çatıyı kaldırınca gökyüzü
Yağmur
Hürriyet
Ve sadece ikimiz.


<b>MED-CEZİR</b>

Ben, en çok hayallerin peşinde yorulmayı sevdim
Karlı dağların zirvelerindeki
    Buğulu nefesleri,
Azgın dalgaların kucağındaki
 Yaşama umudu
Kızgın çöllerdeki
 İrem serinliği
Yaşanmamış macera bilinmezliğindeki coşkuyu
Ben, en çok hayallerin peşinde
Yorulmayı sevdim
Ama ilk çığ düşmelerine uyanışımı
Nefes alışın huzurunu
Susamışlığın terini
Bir öpüşün tadını

Gerçeğin acısını iliklerimde hissettiğimde
Kurşun yarasının sıcaklığını
Mahkeme tutanaklarının öfkesini
Hücre duvarlarının suskunluğunu
Dar ağacında aşka dönüştürdüm

Hayal ve gerçeğin sınırlarında
 Mayınlar arasında yürüdüm yıllarca
Yıllarca
Umut ve öfke arasında
Coşku ve hüzün arasında
İnanç ve ihanet arasında
Aşk ve nefret arasında
Ki; zaman artığı med-cezirlerde
Kimseler yoktu
Kirli gökyüzündeki bulutlardan başka
Karım
Çocuklarım
Dostlarım
YOKTU!
Kimseler yoktu

Bakışları uzak ufuklarda parçalanan
Hayalleri sımsıkı sarılmış bir idealistin
Mahkum yüreği
Çelişkili beyni
Ve şarjöründe bitirdiği hayalleri vardı
Zamansız açan çiçeklerin kokusu
Unutulmuş türkülerin yetimliği
Hayatı adam gibi yaşamanın deliliği

Ben en çok gerçeklerle ustura ağzında savaşmayı
Avuçlarımda büyüttüğüm yakamozları
Ve
Hayallerin peşinde yorulmayı sevdim
Ben en çok
En çok da
Seni sevdim


<b>TOHUM KADAR</b>

Kartal kanadına değen
Bulut gözlerin
Rahmetin yedi rengiyle buluşur
Kısılmış lamba fitili sevdam
İlk cemre müjdesinde sabra ulaşır

Ayrılık tohumunu avuçlarıma bıraktığında
Mutluluk kendi mevsimini yaratmıştı
Hüzün ve yalnızlık
Otağını kurduğunda
Büyüdü ruhundaki karanlık
Sustu avucumdaki tohum

Bulut gözlerindeki rahmete vurgumun
Aşkın tohumu yüreğime düştü
Hasretin dağ zirvelerini tutan kar
Zaman aşka dar
Ebem kuşağı sevdam özel bir düştü
Aşkın tohumu yüreğime düştü

Semayı kuşatan yağmur
Toprağa sığınan tohum
Kefen olan kar
Ölüm kadar
Hayat kadar
Karanlığın içinde suskun

Ölüm ve rahmet ayrımında
Tipiden kaçan tecrübe
Toprağa gizlenen umut
Umut ve tecrübe arasındaki uçurum
Tohumun
Ölümden can çıkarması

Güze evrilmişti zaman
Tohumu yüreğime bıraktığında
Kasımpatılardı direnen renkler
Sonra kardelenler
Canım
Çürüyen yalnızlığı

Gerçeği toprak örtünce soğuk
Soğuk karanlık, kar
Mekan kadar dar
Ölüm kadar
Ölümden sonrası bıraktığın tohum kadar

Avucuma bıraktığın tohum
Kırdı kabuğumu
Karanlıktan fışkırdı hayat
Yalnızlıktan doğdu aşk
Yeşilin bütün tonlarına değdi gözlerim

Şükür ki aşk var
Kısılmış lamba fitili lambam
Ömür kadar
Ömürden sonrası 
 Bıraktığın tohum kadar

Kartal kanadına değen
Bulut gözlerin
Rahmetin yedi rengiyle buluşur
Kısılmış lamba fitili sevdam
İlk cemre müjdesinde sabra ulaşır.
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Elleriniz soğan kokuyorsa, soğan doğradığınız bıçağı su altında elinize sürtün ve sabunla yıkayın. Kokudan eser kalmayacaktır.

Elleriniz soğan kokuyorsa
Kek hamurunun piştikten sonra kalıptan rahat çıkması için 10 dakika bekletin. Fırına sürdüğünüz kek kalıbının yanmasını önlemek için kalıbın altına biraz tuz koyabilirsiniz.

Hamur İşi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları