Ali Hamza Çiftliği
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
Toprak; en çok iki şeyi sever.
Üzerine düşen yağmur damlasını ve insan terini…
Tohumu kuş getirirse, yağmur ve rüzgâr üzerini örtse, lodos sıcaklığını ve su can verse de toprak; insan emeğini ve terini var ettiğinin üzerine bereketlendirip tatlandırarak doğanın her canlısına armağan bırakır.

Toprak, insan ve doğa barıştığında, birbirine omuz verdiğinde, hassasiyetlerine kulak kabarttığında dünyanın şu an var olan birçok ana sorunu kendiliğinden çözülmeye başlar.
Kendimize ait, toplumsal, siyasal, ekonomik ve çevresel sorunlarımızı çözmek için gayret gösterme yerine birilerine havale etme kolaylığına kaçıyoruz. Sonuçları canımızı acıtınca da koro halinde şikâyet ediyoruz.
Temmuz ayında emekli olmaya karar verdiğimde herkesin itirazı oldu.

Eşim ve çocuklarımda bu itiraza dâhildi. Meslektaşlarım ve arkadaşlarımda.
Oysa emekli olduktan sonra birilerinin köşesine çekilip dinlenmek arzusu benimse hayatta gerçekleştirilecek hayallerim vardı.
Aslıma; toprağa geri dönmek, alın terimin toprakta can bularak geri dönüşüne şahit olmak istiyordum.

Yazın gölgesine, sonbaharın hazanına, kışın kırağısına, karına, ayazına, baharın yeniden canlanan coşkusuna ortak olmak…
Bu doğal dönüşüme insanca katkıda bulunmak hayaliydi beni toprağa çeken…
Herkesin “olmaz” dediğini “olur” kılma muhalifliğiydi belki beynimi cezbeden…
Monotonluğun, hayattan bıkkınlığın üzerine yeni bir yaşam biçimi kurma arzusuydu…
Benimle birlikte emekli olan Ali Kuru dostumla Doğaca Bostandere sapağından sola, Doğaca’ya giden yolun beş yüz metre ileride, anayolun kenarında yedi dönümlük bir tarla aldık.
Adını da “Ali Hamza Çiftliği” koyduk.

Her iş sabahı zorla uyanan, tatilleri on ikilere kadar uyuyan ben her sabah yedide kendiliğinden kalkıp iştahla kahvaltı yapmaya ve yağışlı havalar dışında tarlaya gitmeye başladım.
Eşimiz, dostumuz, arkadaşlarımızın da emekleriyle başladık çalışmaya… Taş taş üzerine koymaya… Tel örgüleri onarmaya… Suyun başını tutmaya, havza akıtmaya, tarlayı sürdürmeye, fidanları ekmeye…

Bağ evini temellerini kendimiz kazdık… Temel taşlarını kendimiz topladık… Betonu ellerimizle kardık. En büyük zevkimiz ateşin üzerinde kendi suyumuzdan kaynatıp demlediğimiz isten simsiyah çaydanlıktan bardaklara dolarken demi ve buğusuna kurban olduğumuz çayın yorgunluk tadı… Yada ızgarada ki hamsi ve istavrit tadını tamamlayan kuru soğan…
Havuza akan suyun şırıltısı, poyrazın soğuğuna inat yanan ateş, örülen tuğlalar, kiremitle kapatılan çatı… Otuz metrekarelik, tek göz oda da olsa bağ evimizi tamamlaya az kaldı.
Yol yapmak için elden ele verilen taşlarla örülen, kışın durağanlığına inat yorgun bedenlerin çıldıran emeğiyle döşenen kaldırım…

Ve en önemlisi; herkesin önemsenen, dinlenen, üzerine hayaller katılan projeleri… Evle havuz arasına yapacağımız bir fırın ve kümbetin önüne koyacağımız masada dağları seyrederek bahar zevkini çıkaracağımız dostlarımızın ziyaretleri…
“Ali Hamza Çiftliği” bahara hazır… Hava muhalefetine inat gelişiyor…


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Elektrikleriniz kesilirse hemen bir mum yakarsınız. Fakat, 1 mum yeterince odayı aydınlatmaz. Bu nedenle elektrik kesildiğinde yaktığınız mumu bir aynanın önüne koyun. Aynadan yansıyan aydınlık sizi çok şaşırtacaktır.

Elektrikleriniz kesilirse
Kek hamurunun piştikten sonra kalıptan rahat çıkması için 10 dakika bekletin. Fırına sürdüğünüz kek kalıbının yanmasını önlemek için kalıbın altına biraz tuz koyabilirsiniz.

Hamur İşi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları