Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
               …
               “Sen bozkırda yağmursun
               Yıldızsız gece gibi düşlere yakın…”
          …
          Akşamın karanlığı yavaş yavaş bozkırı kuşatıyor. Ufuk kızıllığıyla yüreğimdeki yangın birbirine karışıyor. Yeşilsizlik hüznüyle bıçaklanıyorum. Karanlıkla bütünleşen gölgelerin koyuluğunda kaybolan tek tük ağaç yoksulluğundayım. Penceremin kenarına yerleştirdiğim masanın üzerinde darmadağın kitaplar, şiir kırıntıları, özlem savrukluğu… Ellerimin arasına hapsettiğim kafatasım düş çöllüğünü aşmaya çalışıyor. Hayalin bozkır gecelerinin yalnız ve soğukluğunca uzak. Sokulmuyor kuytularıma tebessümlerin… Sokulmuyor… Üşüyorum.

          İçimi oyuyor ilk mısralar… Uzaklarda, çok uzaklarda pırpırlanan ışık dostluklarıyla ısınmaya çalışıyorum. Umutları tomurcuklandırma gayretindeyim ve şiire kokun düşüyor, seni koklar gibi hasretle şiiri kokluyorum. Hiç okuyamayacağın, seninle paylaşamayacağım şiir saplantılarımdaki bu ısrarım niye?

          O yüreğimdeki şiir közünü tekrar tutuşturduğun, aradığın gece: “Şiire devam ediyor musun?” diye sorsaydın, sanıyorum ardına saklandığımız bilmece kendiliğinden çözülecekti.

          Dinle…
          “Kokusunu duyuyorum nefesinin… dudakların

          Duyuyorum toprakça sıcak
          Kıpır kıpır geceye ve ıslak…”
          Duygularımı, aklımı, özlemlerimi, küllenen coşkularımı takmış peşine şiir, seni arıyor, sen yoksun…
               “Bozkır yetimliği”
               …
               “çakal ulumalarından saklıyorum sesini
               Sigaramda masmavi bir bulut
               Aralıklarla kıvılcım…”
          …
          Hayallerin ve yakıcı özlemlerinden başka neyim var? Şiir avuntuları ve yalnızlığın dayanılmaz ağrılarından başka… Sevgiye inancımdan başka… Dua samimiyetinin sıcaklığından geriye neyim kaldı?

          Bozkırın derin boşluğuna dalıp giden gözlerim yetimse sebebi sensin.

          Gece ve bozkır yalnızlığı üzerime üzerime geliyor. Dere kenarlarında ayakta kalma sabrına sıkı sıkıya yağışmış kavak ve söğüt direnci… Garip Anadolumun sahipsizliği, beynimi kemiriyor. Hep ezilen, horlanan, aşağılanan ama hep var eden, ayakta tutan, tutma inancını hiç yitirmeyen… Sevgiyi yaşama ve yaşatma sabrının derin yorgunlarını avuç içlerinde, alınlarında taşıyan kader çizgilerinin derinliği…

          Yaşatmak için ölümü kabullenme erdeminin, suskunluğunu duaya dönüştürenler… Anadolu insanı ve bozkır ne kadar yakışıyor birbirine.

          Bozkırla yüz yüze çoğalan yalnızlarımızın artısını paylaşıyoruz. Rüzgâr kesildi. Yağmur serinliği yokluyor tenimi. İlk yağmur damlası düşüyor pencereme ve peşinden iri damlalar sağanağa dönüşüyor. Pencereyi açıyorum. Toprağın kokusundan başım dönüyor. Gözlerimi kapatıyorum.

          Bozkır beklediğine kavuştu. Sen ne zaman geleceksin? Kokunu çiçek cömertliğince içime çekebilecek miyim?

          “Belki çoğunlukla gece
          Çiçekler uykudayken
          Düşlerimin ortasından geçiyorsun
          Birden uyanıyorum…”
          Bu gece şiir bitti. Bozkır yağmurlarıyla ıslanıyorum. Yüreğim üşüyor ve sesim gecenin karanlığında kayboluyor. “Seni seviyorum!”


<b>BOZKIR GECELERİNDE SEVDA</b>

Kokusunu duyuyorum nefesinin… dudakların
Duyuyorum toprakça sıcak
Kıpır kıpır geceye ve ıslak
Yaz boyu tepelerin ardında, rüzgârın önünde, karasız
Aldırmadan özlemlere
Hep beklenen ama beklenmedik zamanda
Toz duman içinde
Belki çoğunlukla gece
Çiçekler uykudayken
Düşlerimin ortasından geçiyorsun
Birden uyanıyorum.
Çakal ulumalarından saklıyorum sesini
Sigaramda masmavi bir bulut aralıklarla kıvılcım
Sen bozkırda yağmursun
Yıldızsız gece gibi düşlere yakın
ansızın
Patlayıvermesi kadar bir tomurcuğun yakınsın
Sabaha taşan umut damlaları gibi irice
Toz duman içinde
Özlemlerin yürekle barışması
O şaşılası renklerle
Göklere açılması incecik yaprakların

Kokusunu duyuyorum nefesinin… dudakların
Duyuyorum toprakça sıcak
Kıpır kıpır geceye ve ıslak.


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7698
EURO
4.6575
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
-Çakmak kibritten önce bulunmuştur. -Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter. -Bilardo topu, sıkıştırılmış kağıttan yapılır.

Bunları Biliyor Muydunuz? 4
Etin pişerken dağılmaması için suyuna birkaç damla sirke koyun. Etin suyunun berrak olması için üstünde oluşan köpüğü bir kevgir ile temizleyin.

Et Yemekleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları