Çocukluğumun Ramazanları
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
Sabah, Ramazan ayının ilk orucuyla uyanır, alelacele siyah önlüklerimizi giyer, beyaz yakamızı takar, çantamızı kaptığımız gibi okul yolunu tutardık. Ders ve teneffüs zilleri birbiri ardına çalar, yavaş yavaş dudaklarımız kurumaya, karnımız acıkmaya başlardı. Bazıları orucu unutma manasıyla ağzını çeşme musluğuna dayayarak suyunu içer ama suçlu gibi de aramıza karışır giderdi.
  
O zamanlar Çan çocuk yönünden bereketli bir kasabaydı. Sınıflar kırkar kişilik ve eğitim ikili yani sabahçı ve öğlenciydi. Son zil çalındığında oruç başımıza vurmaya başladığından her zamankinin aksine ağır adımlarla evin yolunu tutardık.
  
Eve geldiğimizde önlük yakalık bir tarafa, çanta bir tarafa atılır, annemizin mutfaktan ayrılmasını fırsat bilerek bir dilim ekmek kapar, kimsenin görmediği bir köşede iftarımızı açıverirdik. “çocukların orucu öğleye kadardır” diyen annemizin sözü orucumuzun teminatı olurdu.
  
Sonra ya eski fabrika deposunun bahçesine yada şimdi fabrikanın spor tesislerinin olduğu Damat Süleyman’ın tarlasında kıran kırana futbol maçları yapılırdı. Ta ikindi ezanı okunana kadar. İkindi ezanı hakemin bitiş düdüğü gibi oyunu bitirir herkes Ramazan görevinin başına dönerdi.
  
Her çocuk taşıyabileceği kadar büyüklükteki testisini veya su bidonunu alır kobak suyunun yolunu tutardık. Hem de aceleyle sıra kapma yarışı içinde şimdiki Mesut Hulki Önür Caddesi koca köprüyü geçirip çeşmeye ulaşır, testimizi sıraya koyardık. En zoru çeşme başında sıra beklemektir. Bazen saatler sürer, sıkılır, sıkıntıdan patlardık ama eve hiç su almadan dönmezdik. Dönüş yolu daha zor ve zahmetliydi. Testi yorulan koldan öbür ele geçe geçe eve geldiğimizde ikinci görevi hemen devralırdık.
  
Bu görev fırından pide almaktı. Çoğunlukla pidenin üzerine sürülmek üzere iki yumurtayı alır, iki cebimize kırılmasın diye yerleştirirdik. Pide parası ise kaybolmasın diye sımsıkı sıkılmış avucumuzun içindeydi. Daha fırın kapısına gelirken susam ve pide kokusu başımızı döndürürdü. İkinci bekleme ve sabır işimizdi bu. Pidelerimizi alıp eve dönerken pidenin kenarından çimdikleyerek yürümek en büyük keyfimizdi.
  
Annemiz ağır ağır yer sofrasını kurarken ablalarımız ona yardım ederdi. Bizler kapı önüne oturarak Koca Konak tarafından atılacak Ramazan topunun sesini beklerdik. Hiç birimiz o topu görmemişti. Nasıl olduğunu, nasıl ateşlendiğini merak ederdik. Derken önce bir gümbürtü kopar ardından akşam ezanı yükselir, sofranın başına koşardık.. Orucu babamız ya bir zeytin veya hurma ile açar, bizlerde onu taklit eder, sanki on gündür açmış gibi çorbaya kaşık sallamaya başlardık. Babamın “hanım korkarım bir gün bunlar beni de yiyecek” sözü o iftar sofralarındaki iştahımıza binaen edilmişti.
  
Hayat devam ediyor. Maddi tatlar çoğalırken manevi hazlar azalıyor. Gene de şükür. Bir Ramazan daha yaşama fırsatına kavuştuk.


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
-Konya, yüz ölçümü olarak Hollanda´dan büyüktür.

Bunları Biliyor Muydunuz? 5
Dolma iç için kullanacağınız pirincinizi mutlaka ılık suda bekletip yumuşatın ve nişastasından arındırmak için birkaç defa sudan geçirin. Böylece içinin sert kalmasını önlersiniz. Dolmamızın daha lezzetli olması için sızma zeytinyağı kullanın.

Dolma - Sarma Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları