Bir Çan Romansı
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
Ben, bu Şehri seninle sevdim.
    Her sabah seni görme umuduyla açılırdı gözlerim. Günün bereketi ve güzelliği seninle başlardı. Aydınlık, pırıl pırıl gökyüzüne bakar gibi… Kaybolurdum gözlerindeki maviliğin derinliklerinde… Kumru sesleriyle başlardı şarkımız… Serçeler düet yapardı. Kiraz ağacını kuşatan bembeyaz gelinliklerden dikerdim gelinliğini… Kır çiçeklerinden yapardım tacını… Gelinci rengiyle boyardım dudaklarını… Bahar sana ne çok yakışırdı. Badem çiçekleri umudumdu. Güller armağanımdı…
     Baharın tedirgin sıcaklığı yüreğimdeydi
     Sabah seninle, hayalinde başlayınca bereketleniyor… Doyumsuz tatlara uzanıyordu.
      Taze demlenmiş çay buğusu, yeşil zeytin tadı, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu… Yaşama sevincimi katıklıyordu… Elhamdülillah, sevdan günün bütün anlarına, sana dair anlamlar, güzellikler serpiştiriyordu… Seni görme umuduyla, sokağa attığım ilk adımda ağzımdan çıkan ilk besmeleyle adın dua oluyordu.
  
     Ben, bu şehri seninle sevdim.
     Fabrika sireniyle hareketlenen Çanakkale Caddesi’nin bir köşesinde her sabah nöbetimi tutuyordum. Genç kızlar, delikanlılar, yaslılar, hayatın tam ortasında duranlar… İşçiler akıp gidiyordu gözlerimin önünden… Zaman duruyordu dakikalar saat oluyordu, sen lise önünde görününceye kadar… Saçlarının savruluşundan tanıyordum. Kokun senden önce ulaşıyordu burnuma… Yüreğim kabına sığmıyordu. Yanımdan geçerken Başını yavaşça bana çevirişin ve hafif tebessüm edişin, bütün gün, bana ait, yaşadığım ve seni tekrar görene kadar yüreğimde taşıdığım tek fotoğrafın oluyordu karanlık odamdan hiç çıkmayan.
    Sonrası hayalinle iç içe seni beklemek
    Ben bu şehri seninle sevdim.
    Doğmak yetmiyordu, bu şehirde, büyümek yetmiyordu… Yaşamak yetmiyordu… Sen olmalıydın..  Bu şehrin bütün anılarında, mekânlarında… Çanakkale caddesinde yürürken, kısa aralıklarla vitrinlere bakarken saçlarını, o uzun ve siyah saçlarını savurarak, başını çevirdiğinde beni görmeliydin. Bakışlarımız buluşmalıydı. Zaman o an durmalıydı. O bir saniye bir ömre bedel olmalıydı… Sen yürümeliydin bütün Çan yürümeliydi… Ama ardında seni gören sadece ben olmalıydım. Menderes parkındaki akağaçlar, ikinde ezanını bekleyen, aşklarını hatıralarda bırakmış ihtiyar gözler bile fark etmemeliydi seni…
Bu senin ve benim sırrım olmalıydı. İkimize ait kalmalıydı. Akasyalar, ıhlamurlar, çınarlar bilebilirdi. Kaldırımlar, evler, minareler bilebilirdi. Konuşmamak şartıyla…”Susmak koydum aşkın adını” diyor şair… Kimseler fark etmemeliydi bizi.
Kimseler bizi konuşmamalıydı. Biz bile konuşmamalıydık Suskunluklarımızda çiçeklenmeliydi aşkımız, sokaklardan silinen ayak izlerinde…

     Ben, bu şehri seninle sevdim…
     Şehit Mustafa Kaya Caddesi’nin sonuna doğru sapmalıydın bir ara sokağa… Saygılı suskunlukları öğrenmiş sokaklara… Yürümeliydik yan yana fesleğenler, begonyalar, hatmiler, aslanağızlarının aşkla sabırla büyüttüğü evlerin bulunduğu sokaklara… Mahremiyetlerin suskunlukların, saygının ve iki yüreğin, iki tenin, iki cesaretin var ettiği insanların, aşka dair,”duymayan, işitmeyen, görmeyen” tavırlarını bilerek cesaretle yürümeliydik yan yana. Utanmasız birleşmeliydi ellerimizin sıcaklığı… Söylenmemiş yeminlerin, aşklarımızın ön nikâhını kendiliğinden kıydığı sokakların kolları sormalıydı ikimizi… Sokakta top oynayan çocuklar oyunu kesmeli, suskun gözlerle oyunlarından çıkışımızı izlemeliydi… Kalanlar kalmalı, aşk yürümeliydi. El ele yaratılan bu gün geleceğin temeli olmalıydı…
    
    Ben, bu şehri seninle sevdi.
    Ben,bu şehrin sokaklarında yeşeren  suskun aşklarını…


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Elektrikleriniz kesilirse hemen bir mum yakarsınız. Fakat, 1 mum yeterince odayı aydınlatmaz. Bu nedenle elektrik kesildiğinde yaktığınız mumu bir aynanın önüne koyun. Aynadan yansıyan aydınlık sizi çok şaşırtacaktır.

Elektrikleriniz kesilirse
Taze deniz ürünlerini hava geçirmez ve kapaklı bir kap içinde buzdolabında saklayın. En fazla iki gün içinde tüketin. Dondurulmuş deniz ürünlerini alışveriş sonrasında orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun.

Deniz Ürünleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları