Fırtınalara Kanat Çırpan Kuşların İnancı
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
   İnsan kendi gerçekleriyle baş başa kaldığında, inanılması güç pek çok zorluğu aşabiliyor. Aynada yüzleşme ve kendisiyle samimi olarak hesaplaşabilmesinin ardından, beyni ve yüreğiyle barışabiliyor. Bütün olumsuzluklara direnme ve zorlukları aşmanın ötesine uzanabildiğinde yeni, özel, alışılmadık adalar yaratabiliyor. Bu adada meydana gelen güzellikleri bencillikten uzak diğer insanlarla paylaşabiliyor.
   Acılar denizinde kaybolup gitmediysem, kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyorsam, sebebi: kendime ve sana olan güvenim ve sevgimdendir. Aşka olan inancımdandır.
   Asla karamsar değilim. Geceler boyu, yalnızlığın girdaplarında, özlemlerin derinliklerinde, karanlıklara inat hayata dost elimi uzatarak, beyin ve yürek dalgalarının hırçınlığına rağmen damıttığım mısraların peşine takıldığım, duygu sağanaklarında ıslandığım, senin izinden gider gibi şiir coşkularının peşinden gittiğim, uzak ışık ürpertileriyle sarsıldığım anlarda bile sevdan beni hiç terk etmedi. Terk etmedi sevdan beni.
   Yıllar sonra bile anılar denetimin tatlı hatırlamaları ve soluk resimleriyle huzur bulabiliyorsam, sihrini yitirmemiş sisler şehri düşleriyle açıkladığım okyanuslardaki tek tük deniz fenerinin umut ışıklarına yelken açabiliyorsam, sebebim sensin. Sen sebebimsin.
   Sevgiyi iki bedenin birlikteliği olarak algılama basitliğinin esiri olduğumuz bencilliklerimizin sonunda savrulduğumuz açmazlardaki paniğimize, çaresiz acılarımıza şaşmamamız gerekiyordu. Panik ortasındaki suçluluk duygusuna aranacak kurban aşkımız olmamalıydı. Pişmanım ama ne yazık ki pişmanlığım beş para etmiyor.
   Eski günleri karıştırıyorum. Geçmişin üzeri örtülen sana dair izlerini arıyorum. Kurşun kalemle yazılmış mektuplarını okuyorum. Sevgiye adanmış şiir kırıntılarını… hatırladığım, bulduğum her ayrıntı geçmişin ve bu günün muhabesinde faturayı bana çıkartıyor. Gecenin derin boşluğuna asılı duran sorular yüreğimi kanatıyor. Neden sen şimdi çok uzaklardasın?
   Şu soruyu keşke çok önceleri kendimize sorabilseydik;
   “Küçük mutlulukların bekçisi mi olacağız, büyük aşkların savaşçısı mı?
   Sevgimizi iki bedenin dar kalıplarına sığdırmanın yanılgısını birlikteliğimiz bitince anladık. Sevginin paylaşım, hoşgörü, fedakarlık, sürekli değişim ve emekle başka gönüllerle bütünleşmekten geçtiğini kavradığımızdaysa çoktan ayrı iklim telaşlarının soğuk yalnızlıklarında üşümeye başlamıştık bile. Geriye yüreklerimizde doldurulamaz derin boşluklar kalmıştı.
   Tepkileri olağan bir insan olsaydın seni bu denli sevemezdim. Normalleşen sıradanlaşan alışkanlıkların esiri olmuş, belirlenmiş sınırlar içinde memnun ve mesut kişilik fotoğraflarını, kopyalarını, sürüye ait olma çabalarının acziyetini umursamıyorum.
   Sen başkaydın. Yaşadığım, gördüğüm, okuduğum hiçbir tanıma uymuyordun. Farklıydın, sıra dışıydın. Beynimdeki, yüreğimdeki, bedenimdeki korkusuz isyanların ateşinde yanıyordum. Yandıkça aşkın o bütün ruhu saran ateşiyle pişiyor, yenileniyordum. Zaman hükmünü çoktan yitirmişti.
   Fırtınalara karşı kanat çırpan kuşların sevgi ve yaşama inancını senden öğrendim. Teslim olmadan ve asla uzlaşmadan yaşamayı da. Farklılıkları koruyarak, saygıya dayalı ortak faydalar yaratma çabasının zorluğuna inat. Zor bir insandın. Ve bizimkisi çok zor ama zorluğundan daha fazla güzel bir aşktı.
   Turnalar, leylekler, kırlangıçlar… hepsi terk ediyor tükenmiş sıcakları… uzun, yorucu, çileli bir göçe başlıyor. Yeni iklimlere, yeni aşklara… bütün tehlikelere rağmen… fırtınalara rağmen kararlılıkla içgüdüsel hedeflerine kanat çırpıyorlar.
   Fırtınalara kanat çırpan kuşların inancı…
   Büyük inançların, büyük aşkların savaşçısı…
   Hepsi bu…
   Hasretin sımsıcak yüreğimde…


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Elektrikleriniz kesilirse hemen bir mum yakarsınız. Fakat, 1 mum yeterince odayı aydınlatmaz. Bu nedenle elektrik kesildiğinde yaktığınız mumu bir aynanın önüne koyun. Aynadan yansıyan aydınlık sizi çok şaşırtacaktır.

Elektrikleriniz kesilirse
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları