Bu Şehrin Çocukları (2)
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
Büyüklerinin ardına takılarak öğrendiler ilk işlerini. Omuza asılmış heybe içine konulmuş, yağlı ekmek, cevizle düştüler davarların peşlerine. Ellerinde boylarınca değnek… Cebinde ödünç alınmış zincirli bir çakı. Tarla sınırında nöbete dururlardı, inek ve öküz boynuzlarından korkarak… Sineklerden ürkerek kaçan sığırların arkasından geliştirdiler ciğerlerini, kaslarını… Öğle sıcaklarında dere ve göletlerdeki su birikintilerinde öğrendiler biraz da kurbağaları taklit ederek yüzmeyi. Çocuk heyecanları biriktirdiler yüreklerinin derinliklerinde. Belki bu yüzden hep çocuk kaldı yüreklerinin gizli köşeleri. Yardım eli uzatmanın, vermenin, paylaşmanın ve her işi birlikte yapmanın tadını hissettiler çabalarında. Sabrı ve kanaatkârlığın o sert çizgileri belirdi alınlarında.

  Bu şehrin çocukları; kendi başlarına tepelerin, dağların, rüzgarın, güneşin ve ışığın, yağmurun, soğuğun, sıcağın aracısız soluğunu hissederek doğan kır çiçekleri gibi özgürlüğün soluğuyla büyüdüler, dinledikleri masalların korkunçluğuna rağmen. Ten sıcaklıklarının yanlarında doydular; ablanın, ağabeyin, kardeşin, arkadaşın ve ara sıra annenin… Belki bunun için çokça insandılar ve yufkaydı yürekleri.

  Kafaları sıfır tıraş edildiği, bağıra çağıra, ağlayarak, leğenden suların saçılarak yıkanılan sabahında anladılar farklı, ürkütücü bir dünyaya adım atılacağını. Kapkara önlük, beyaz yaka, boyna iple asılan ortası delik bir silgi, ucu açılmış bir kalem ve defter… Okul vakti gelmişti. Ayakkabılarının çamurunu yıkamayı öğrendiler önce. Öğrencilerin elinde, koşarak çalınan zil sesini garipsediler… Sıra olmayı… Beş sınıf bir arada, bir odada olmayı… Gülümsemeyen bir öğretmenin sıkıcılığını… Soyut, anlaşılamayan, alışılmadık her şeyi… Derslerde dayağı, teneffüslerde tadına doyum olmayan yarım bıraktırılan oyunları. Sümüklerini çeke çeke, silgiyi dudağıyla ıslatarak yırtılan defter yapraklarını. Bir türlü düzgün çekilemeyen, eğri büğrü, korkak, acemice çizgileri… Şarkılara alışamayan dilleri, çizgileri ve algılamaları değişik resimleri… Aritmetiğin ezberci ağırlığı… En kötüsü kalıpları belirlenmiş yeni bir hayata öfkeleri… Kapana kısılmış bir kurt gibi asi ve inatçıydılar…

  Bu şehrin çocukları; toprağında, kökleriyle ayakta durmanın güvenine alışıktılar. Toprağın zayıf ve kaygan olduğunu hissediyorlardı belki içgüdüsel olarak… Yeni bir hayata ürkerek ve zorlanarak itilseler de direnmeyi öğrenmişlerdi daha doğarken… Direnmenin ve değişmenin tadını… Direnirken değişiyorlardı, farkında olmadan… Çünkü itiraz hakları yoktu. Sıkı sıkı sarılma mecburiyetine ekliyorlardı hayallerini.

  Dedeler ve nineler unutulmaz, kucakları her zaman açık, şefkat ve hoşgörü sığınaklarıydı onlar için. Anne ve babanın yorgan fedakârlıklarının farkında değildiler. Kanatları sadece sevgiye ve ilgiye dönük kuşlar gibiydiler. Derinlerdeki köklerin serin hoşgörüsüyle, gövdenin itici rahatsızlığının ayrımına varamazlardı elbet. Onlar dallardaki yeni sürgün ve açılmaya hazır tomurcuktular. Çocuktular… Tan yerinin ağarmasına açmışlardı gözlerini. Gözleri mahmurlu ve yumuk yumuktular. Masumdular… Var oldukları üzere… Masumiyetlerinin üzerine koyuyorlardı çileyi.
 
  Bilekleri ağırdı, katıydı, düzdü… Ayakları nasırdı, bacakları ince ve sağlamdı. Yürekleri adressiz, beyinleri boş ama ufka açıktı. Yazıları kargacık burgacıktı… Renkleri gördükleri gibi algılıyorlardı. Ağır ama sağlam öğreniyorlardı ve öğrendiklerinin maliyetinin ağırlığından olsa gerek unutmuyorlardı… Hiçbir şeyi… Dahi, kulağına üflenen ezanla minareden dinlediği ezandan aynı tadı alarak… Okumaya başladıklarında ellerine tutuşturulan menkıbeler ve Hz. Âlinin cenk kitaplarını okudukları ninesinin, dedesinin uykuya dalışlarını izleyip, sabah ayrıcalıklı olarak ceplerine sokulan yirmi beş kuruşların fethini içinde duyumsayarak…
Bu şehrin çocukları; kendi başlarına tepelerin, dağların, rüzgarın, güneşin ve ışığın, yağmurun, soğuğun, sıcağın aracısız soluğunu hissederek doğan kır çiçekleri gibi özgürlüğün soluğuyla büyüdüler, dinledikleri masalların korkunçluğuna rağmen. Ten sıcaklıklarının yanlarında doydular; ablanın, ağabeyin, kardeşin, arkadaşın ve ara sıra annenin… Belki bunun için çokça insandılar ve yufkaydı yürekleri.


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Elektrikleriniz kesilirse hemen bir mum yakarsınız. Fakat, 1 mum yeterince odayı aydınlatmaz. Bu nedenle elektrik kesildiğinde yaktığınız mumu bir aynanın önüne koyun. Aynadan yansıyan aydınlık sizi çok şaşırtacaktır.

Elektrikleriniz kesilirse
Etin pişerken dağılmaması için suyuna birkaç damla sirke koyun. Etin suyunun berrak olması için üstünde oluşan köpüğü bir kevgir ile temizleyin.

Et Yemekleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları