Bize Neler Oluyor?
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
Bazen kelimelerin, kavramların anlamını kaybettiği anlar olur.
  
  Söylenebilecek söz kalmaz.
  Sadece derin bir acı içine akar.
  Birer gün arayla gelen iki ölüm…
  Libero Metin…

  Oğlu eşimin öğrencisi… Yakından tanıdığım, iyiliklerine tanık olduğum bir insan…
  Mehmet Baba…
  Kızının öğretmeni oldum. Samimiyetinden asla şüphe duymadığım, neşeli, hoş sohbet bir insan…
  Çanımızın bu tanınan, sevilen insanları birer gün arayla, aynı acı akıbetle aramızdan ayrıldı.
  Allah rahmet eylesin, günahlarını affetsin…
  Her ölüm yaşayanlar için ders alınması gereken bir ibrettir.
  Bu son anların seçiminden ziyade toplumsal çöküşün alarm zilleridir. Yıllarca refah adına, kalkınma adına uygulanan politikaların sosyal ve ahlaki alanlarımızda yaptığı tahribatların neticesidir.
  Sihirli değnek gibi sunulan ekonomik reçetelerin, uygulanan yaptırımların iflas edişlerinin açık göstergesidir.
  Hiçbir şey insan hayatından daha değerli olamaz.
  1983 yılından bu yana hayal ve umut dağıtılarak bizlere dayatılan, merkezinde insan olmayan, insani sistemi köle haline getiren, ezen, şahsiyetsizleştiren, politikalar ne yazı ki acı meyvelerini vermeye başladı.
  Samimiyetle soruyorum… Bizi var eden, sevgi ve şefkatle saran, hayata güvenmemizi sağlayan, sevinci ve acıyı ortak kader kılan aile bağlarımız nerde? Dedeler, nineler… Amcalar, dayılar… Halalar teyzeler… Kuzenler, yeğenler…
  Her gün ortak bir hayatı paylaştığımız, akrabadan daha yakın komşularımız nerde?
  Her türlü dertlerimizi, sıkıntılarımızı paylaştığımız, hayatımızın olmazsa olmazları, arkadaşlarımız, dostlarımız nerde?
  Her biri gerçek anlamda ne yazık ki kalmadı.
  Bireyselleştik.
  Bencilleştik.
  Kişisel hırslarımızın, egolarımızın, maddi kazanımların kölesi olduk.
  “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” dedik.
  Başkalarının acılarına “Bana ne?” dedik.
  Şahsiyetleri parayla, malla, güçle ölçmeye kalktık.
  Ailemizden koparak yeni bir hayat kurmayı marifet saydık.
  Komşu yerine evimizin baş köşesine renkli, plazma televizyonlar koyduk.
  Arkadaş yerine “chat” leşeceğimiz internetlere zaman ayırır olduk.
  Dar zamanımızda imdada yetişen dostlarımız yerine cebimize kredi kartları istifledik.
  Bayramlarda aramak, ziyaret etmek, hasbıhalde bulunma  yerine cep telefonlarının ruhsuz mesajlarını tercih ettik.
  Hayatın gerçeğini değil sanal dünyanın kolaycılığını seçtik…
  Bu ülkede on milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Bu ülkede işsizlik toplumun en büyük kanayan yarası haline gelmiş.
  Çalışanlar iş güvencelerini kaybederek asgari ücrete mahkum edilmiş.
  Kömür ve gıda yardımıyla “sadaka” kültürü hayatımızın gerçeği olmuş.
  İcra ve iflaslar rutinleşmiş.
  Yetmiş milyonluk ülkede sadece bankalar ve yabancı sermaye kazanır, hepimiz kaybederken bir “one minute” ten kahraman yaratma garabetinin acı faturasını susarak, tepki vermeden, unutarak ödemeye hep birlikte devam edeceğiz.
  Öyle mi?
  Hiç sanmıyorum.
  Çünkü gidilen her yolun bir yol ayrımının olduğunu biliyorum. Alınan her nefeste bir umudun olduğunuda…
  Bu son ne Metin ne Mehmet kardeşimin bilinçli tercihi değildi.
  Onlar sadece sistemin çarkları arasında ezilip gittiler.
  Anlayabilenlere arkalarında unutulmayacak bir dersi bırakarak…
  Allah rahmet eylesin…


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
-Konya, yüz ölçümü olarak Hollanda´dan büyüktür.

Bunları Biliyor Muydunuz? 5
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları