MOTOR SU KAYNATTI
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
Elli yaşı devirince vücutta ufak tefek hasarlar oluşmasına tam alışmaya başlamıştım ki
    Tamda sakin bir pazar gününe denk geldi…
Önce mide yanması, gaz gibi bir ağrı, sol kolun uyuşması ve terleme… Acil servis bereket iş başında… EKG çekildi serum bağlandı, dilaltı hapı falan derken “Kalp krizi geçirmişsin” dediler.
    Sonra attılar ambulansa doğru Çanakkale Devlet Hastanesi yoğun bakım servisine… Ambulansın sireni hafiften sanki ölüm marşı çalıyor gibi. Gözüm pencerede, aracın hızınca ağaçlar, evler, bulutlar akıp gidiyor. Kolumda serum, burnumda oksijen hortumu, sırtüstü bağlanmışım kurbanlık koyun gibi. “Bindik alâmete, gidiyoruz kıyamete” sözü geliyor aklıma. Hatun elimi tutmuş gözümün içine içine bakıyor. “Ölümle yüz yüze gelmek böyle mi oluyor?” diye soruyorum kendime. Bu kadar işte, hepsi bir varmış, bir yokmuş…
    Yoğun bakımdayım.. Cihazlara bağlanmışım.. Nabız ve tansiyon verileri iyi diyor hemşire.. Serum damla damla akıyor, ilaçları veriyorlar. Müthiş uykum var ama sırtüstü uyuyamıyorum. Gecenin karanlığı pencereye asılıp kalıyor. Sağa ve sola dönemiyorum. Çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum kendimi.. Ve her şey silinip gidiyor.
    “Her Türk erkeği gibi tabi sigara var” diyor doktor. Gülümsüyorum. Ölümlerle birlikte yaşamanın verdiği tecrübeye sinen ince ama güzel nükteler. İnsanı rahatlatan ilgi.. Dışarıdaki kaygı ve telaştan tamamen soyutlanmış steril bir ortam.. Ufak bir kâğıda yazılmış not getiriyor hemşire. “Baba biz dışarıda bekliyoruz.”
    Kendi durumuma değil, eşim ve çocuklarımın haline üzülüyorum. Uykusuz, merak içinde, sıkıntıyla beklemek.
    Çömü Araştırma Hastanesi’ne gitme için hazırlanıyorum. Tekerlekli sedyeyle koridorlardan, asansörden geçip beni bir ambulansa bindiriyorlar. Eşim, çocuklar ve sevenlerimin bakışlarındaki tedirginlik, kaygı ve üzüntü vaziyetimin önemini hatırlatsa bile içimde müthiş bir dinginlik var. Ambulans sirenler çalarak hızla ilerliyor. Pencereden geçtiğimiz yolları çıkartmaya çalışıyorum. Yılların akıp gittiğini ve hayatın son duraklarında olduğumu hissediyorum. Ama hayret içimde en ufak bir tedirginlik yok…
    Yoğum bakım odasının penceresinden boğazın o müthiş manzarasını seyrediyorum. Unuttuğum şiirlerimden mısralar canlanıyor hafızamda kanım bitleniyor “galiba” diye geçiriyorum içimden.
“Bir sigara sararım
Sigaranın üzerine seni
Yudumladığım bir akşam çayı oluverir yalnızlık
Yaşamak nasıl anlamını buluyor bir bilsen
Seninle her dakika
Merhaba yaşamak…”
    Her şey aklıma gelirdi de kalbimin tekleyeceğini hiç düşünmezdim. Pek sürpriz de sayılmaz aslında. Namlunun ucunda yaşanan on iki eylül öncesi.. Rutubetli izbe öğrenci evleri, ihtilal ve hapishaneler… Yolu, izi olmayan dağ köylerinde yaşanan mahrumiyetler. Kitaplar, şiirler, idealizmin düşüncenin dayanılmaz ağırlığıyla yüklendiği sorumluluklar… Yalnızlığın ve çaresizliğin sınırlarını delip geçerek dostluğuna kendisini inandıran sigara…
    Ölümün kıyısında bile kendisini hatırlatan, vazgeçilmezlik iddiasını bilinç altına yerleştiren o hazzın sahibi…
“Menderes Parkı’ndayım Karakız,
Saat beş buçuk,
Sigaram ve soğumuş çayımla
Halâ sevdanın nöbetindeyim.
Yoksun…”
    Velhasıl bizim motor su kaynatınca sigara ile olan kadim dostluğumuzu sorgulama zamanı da geldi, çattı…
Şimdiye kadar hiçbir dostumun arkasından kötü konuşmadım. Yine konuşmayacağım, Sadece “Elveda” diyeceğim o kadar. Sıkıntılı ve zor bir ayrılık olacak biliyorum. Ama bu hayatta sigaradan daha çok sevdiklerim var. Onlara haksızlık yapmak istemiyorum.
    Bu arada rahatsızlığım esnasında ve sonrasında telefonla arayan, ziyarete gelen bütün sevdiklerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
    Velhasıl dostlar! Benim motor su kaynattı ve motor rektefeye girecek. Sonrası Allah Kerim…


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
PAŞA HAZRETLERİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Elektrikleriniz kesilirse hemen bir mum yakarsınız. Fakat, 1 mum yeterince odayı aydınlatmaz. Bu nedenle elektrik kesildiğinde yaktığınız mumu bir aynanın önüne koyun. Aynadan yansıyan aydınlık sizi çok şaşırtacaktır.

Elektrikleriniz kesilirse
Taze deniz ürünlerini hava geçirmez ve kapaklı bir kap içinde buzdolabında saklayın. En fazla iki gün içinde tüketin. Dondurulmuş deniz ürünlerini alışveriş sonrasında orijinal ambalajında derin dondurucuya koyun.

Deniz Ürünleri Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları