PAŞA HAZRETLERİ
Tarih: 4.10.2012 00:00:00
Hamza Yıldız
Karşıyaka’nın da karşı yakasında ki yeni ve cici evimiz de soğuk rüzgârlar esiyor. 40 yılda bir içimizi kâğıda, kaleme dökelim dedik hanımın suratı bir karış. Basın yolu ile kendisini elaleme rezil rüsva ettiğimi düşünüyor. Büyüklük bende kalsın diyerek “Sana sarı laleler aldım çiçek pasajından” şarkısını huzurunda diz çökerek söyleyip, bir demet çiçek sunmaya karar vermişken… Şu Çan kazasında elli yıldır itina ile korumaya çalıştığım karizmayı çizdirmekten beni paşa hazretleri kurtardı sağ olsun. Kendisine huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Minnet duygularım bundan böyle her fırsatta kendisine hizmet olarak geri dönecektir. “Borcum haktır, param yoktur.” Bahanesinin bile arkasına sığınmayacağım, kendisine “Hamza hoca” sözü veriyorum.
    Bu yazı “Andıç Davası “ ve dolayısıyla muazzaf subaylar ile ilgili değil. Yani paşaları karıştırmayın. Öküz altında buzağı falanda aramayın. Beni de kenarından köşesinden tekrar siyasete bulaştırmayın. Öyle paşa olmuş tanıdığım veya akrabamda yok. Bu paşa başka paşa.
    Bu zamane çocuklarına artık akıl sır erdirmek mümkün değil. Benim oğlan mesela; Allah’ı var ufak tefek kusurları dışında pek şikâyetim yok. Biraz fazlaca annesine çekmiş yüce Rabbimin takdiri, boynumuz kıldan ince. Hadi araba merakını anlıyorum, her erkek çocuğun ortak paydasıdır. Benzin beleş, gaz beleş, birde araba tamponuna “Babam sağ olsun” diye yazdırdığınız zaman işlem tamam. Okul, ders, sorumluluk falan talih görev sınıfında tozlanıyor, anladık. Ama kız arkadaşına daha bir haftalık yeni doğmuş köpek yavrusu hediye etmek benim bütün duygusal ve mantıksal sınırlarımı aşıyor. Yahu kolye al, çiçek al, şiirler yaz, seni hatırlatacak zevkli bir eşya al anlarım. Bu köpek yavrusu da nereden çıktı? Tamam verdin hediyeni, bir hafta sonra “Bakamıyoruz” ayaklarına yatıp köpeği iade edip bizim başımıza bile bak homurdanmıyorum. İyi de be oğlum bu “Paşa” adından başka isim mi bulamadın? Bizim siyasi fikrimiz de, zikrimiz de belli. Telefon dinlemeleri artık bu memlekette normal vakalardan sayılsa da, gizli kamera görüntüleri ile genel başkanlar bile devriliyor. Şimdi senin masum yavru evde bir kabahat işlese ve ben “Hay paşa gibi senin…” Diye ağzımdan kötü bir kelam kaçırsam ne olur hiç düşündün mü?
    Yahu Ergenekon, Balyoz, Andıç… Silivri Ceza Evi’nde ki duruşmalar… Özel yetkili mahkemeler… Televizyondan haberde mi izlemiyorsun? Gazetede mi okumuyorsun? Benim siyasi geçmişimden hiç mi ders almadın diye çemkireceğim ama arada hanım var. Bu arada hata üzerine hata yapmak istemiyorum.
    Neyse bir hafta sonra Paşa Efendi evimize kök salmak üzere teşrif ettiler. Paşa’nın asaleti, soyu, sopu ve özellikleri üzerine internetten derin bir araştırma yaptık. Kendisi avuç içi kadar bir şey. Zaten büyümüyormuş. Yani güdükmüş. Evlat hatırına sesimizi kestik k*çımızın üzerine oturduk.
    Adam olacak çocuk b*kundan belli olur derler. Paşa’nın asaleti tavırlarından zaten belli kerata sadece bol sulu süt içiyor, uyuyor, af edersiniz pisletiyor. Ailece başında nöbet tutuyoruz kaza olmasın diye. Üç günde bir duş yaptırıyoruz beyefendiye hemde özel şampuanı ile saç kurutma makinesi ile kurutuyoruz. Kalorifer peteğinin yanında yatağı serilmiş. Yani keyifler gıcır… Apartmanda ne kadar çocuk varsa Paşa ziyareti için bizim evde, gürültü, patırtı, kıyamet. Bakıyorum hanımda bir şikâyet izi yok. Bende sesimi çıkartmıyorum. Neme lazım, ellisinden sonra karı ile dalaşacağıma, çalıyı dolaşırım. Hatta çalının arkasına saklanırım. Beladan uzak durmakta fayda var. Zaten Paşa’nın yüzü suyu hürmetine fırtınayı yeni atlatmışım aman şeytan kulağına kurşun.
    Yavaş yavaş ısınmaya başlıyorum Paşa’ya hatta seviyorum bile denebilir. Kendisi süt beyazı ama kulağı ile gözünün biri siyah. Beşiktaş forması giymiş gibi. Öyle ayaklarımın dibine gelip kokluyor, ısırmaya, kucağıma tırmanmaya çalışıyor. Ensesini okşayınca yere uzanıp mırıldıyor, elimden yiyecek kırıntılarını yalayarak yiyor. Yahu ben kendi çocuklarıma bile bu kadar yumuşak davranmadım. Herhalde yaşlanıyorum.
    Paşa hazretleri bir aylık oldu, özel araba ile veterinere götürdük keratayı, adına nüfus cüzdanı bile çıkarttık ama sıra aşıya gelince su koyuverdi kerata, üstümüz başımız battı. Hadi o neyse de gece aşıdan olsa gerek, bir durgunlaştı ki hepimizde bir telaş, bir panik. Sabaha kadar ailece başında nöbete durduk.
    Şu paşa zeki bir köpek, kerata asaletli tabii varlığı ile ailemize katıldığından beri bakıyorum evde gürültü, patırtı yok. Hanım can sıkıntısından bana sarmıyor, çocuklar kendi aralarında itişip kakışmıyor. Körün aradığı bir çift göz, fırtınada kuytuya saklanmakta fayda var.
    Bir akşam kaçamak yapayım dedim. Yok, canım öyle sandığınız gibi değil. İki-üç arkadaş oturduk Menderes’te sohbet ediyoruz. Pat! Bir telefon; benim oğlan, sesi bir ağlamaklı ki telaşlanmamak elde değil. Meğer Paşa hastalanmış, günlerden Pazar, veteriner bulamamış. Olacak ya sora sora Bağdat’ı değil ama Etiliyi bulduk. Hemde yüksek lisansını köpekler üzerine yapmış veterinerin kapısını çaldık üstelik. Yani uzman hekim. Muayenesini yaptırdık, meğer bizim Paşa hazretleri fazla beslenmekten kabız olmuş. Oraya kadar gitmişken ilacın yanında özel mama da alıverdik. Hayvanda rahatladı, bizde rahatladık. Bu arada Paşa hazretlerine özel köpek bezi sipariş ettik internet üzerinden. Kargo ile geldi, eskiden bunun onda biri bir olayda evi Silivri Cezaevine çeviren ben, hiç sesimi çıkartmadığım gibi ödemeleri bile peşin yapıyorum.
    Sabah evden çıkıyorum Paşa beni dış kapıya kadar uğurluyor, akşam eve dönüşte beni kapıda karşılıyor. Ben bu Paşa’dan gördüğüm saygıyı hane halkından görmedim kardeşim! Asaletine kurban olayım.
    Bakın, samimiyetle söylüyorum benim yaz ahretlikleri yerine Paşa’yı koyuyorum ki millet vefa görsün. O artık benim küçük oğlum niyetine. Biraz iyileşeyim, alacağım arabanın arkasına “Paşam sağ olsun” yazdıracağım. Sırf yedi düvene ibret olsun diye…


Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BU ŞEHRİ SEVMEK (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
MERHABA ÖZGÜRLÜK (18 Nisan 2017 - Salı)
Lamia (14 Ekim 2015 - Çarşamba)
MYDOST İSKELESİ ÇANAKKALE (10 Mart 2015 - Salı)
Lamia (19 Şubat 2015 - Perşembe)
Bahçeliye Çağrı (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
(14 Ağustos 2014 - Perşembe)
KIR ÇEŞMELERİ (16 Temmuz 2014 - Çarşamba)
Çayırlar Spor (25 Mayıs 2013 - Cumartesi)
Dostlar Meclisinde Musiki Ziyafeti (08 Mayıs 2013 - Çarşamba)
Foto Mehmet (05 Aralık 2012 - Çarşamba)
Hadi Gidelim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu şehrin çocukları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ben bu şehri... (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Şiirler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün busesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Tümer'e saygı ve rahmet için (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Su Tadında Yaşamak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ali Hamza Çiftliği (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Külde Kumpir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kemal'e Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çiçekler Konuşur mu? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ayıp Ortada Kaldı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ergenekon (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Güle Güle Demiyorum Kaymakam Bey (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İş Yok, Kömür Yok Ve Burası Çan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Delisi De Yok , Velisi De ! (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eksiğimiz Ortak Akıl (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Lamia (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Devlet Bahçeli’ye İade-i Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Harman (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çan'a Dair Politik Analiz (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Emekliler Kulübü (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hüznün Duyguları Yakaladığı Gece (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Teneke Çatıda Yağmur Sesi (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Eski Ramazan Tatları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Çocukluğumun Ramazanları (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Özgür Düşünce Ayrıcalığı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Suda Kendini Gören Geyik (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ufuksuzluk Sendromu (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Sevgiye Ulaşmak (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Arada Bir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Mektup Yazdım Gül Yüzlü Yare (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yar Dilinden Hüzündür Gurbet (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bir Çan Romansı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Yağmur Rahmettir (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Buse (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Her Yerde Kar Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Fabrika Sireni (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bu Şehrin Çocukları (2) (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Bize Neler Oluyor? (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Çok Açık Mektup (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Kaymakam Bey'e Arzuhalim (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Tebdil-i Mekan (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Artık Kurudu Gelincikler (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Hane Kapısı (04 Ekim 2012 - Perşembe)
TOHUM KADAR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
BOZKIRDA BÜYÜYEN AĞAÇ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DOSTLARLA PİKNİK YAPMAK (04 Ekim 2012 - Perşembe)
İLK SÖZ VEYA İLK EMİR (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KAYMAKAM BEYİ TEBRİK EDİYORUM (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ÇANSPOR'DA OLAĞANÜSTÜ KONGRE (04 Ekim 2012 - Perşembe)
ELVEDA ESENLİK SOKAĞI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
MOTOR SU KAYNATTI (04 Ekim 2012 - Perşembe)
DERMAN YANIBAŞIMIZDA (04 Ekim 2012 - Perşembe)
SARIBAŞ’IN KAHVESİ (04 Ekim 2012 - Perşembe)
OSMAN (04 Ekim 2012 - Perşembe)
KARŞIYAKAYA GEÇELİM… (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (04 Ekim 2012 - Perşembe)
Ama Aşk Var (29 Eylül 2012 - Cumartesi)
Yazar Deneme Yazısı (04 Mayıs 2010 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
3.7967
EURO
4.6385
Çanakkale için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:43 08:28 13:27 15:50 18:08 19:40
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Elektrikleriniz kesilirse hemen bir mum yakarsınız. Fakat, 1 mum yeterince odayı aydınlatmaz. Bu nedenle elektrik kesildiğinde yaktığınız mumu bir aynanın önüne koyun. Aynadan yansıyan aydınlık sizi çok şaşırtacaktır.

Elektrikleriniz kesilirse
Kurabiye hamurunun elinize yapışmasını istemiyorsanız ellerinizi soğuk suyla ıslatıp kuruladıktan sonra kurabiyeye şekil verin. Kurabiyelerin zamanla sertleşmemesi için yanlarına bir-iki dilim kabuklu elma koyarak saklayınız. Elmanın yayacağı nem sayesin

Kurabiye - Bisküvi Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları